• Ozan Tarık Cepni

FOCUS

Güncelleme tarihi: Nis 24



Tek bir şeye odaklanmak. Eğer gerçekten hayallerinizi gerçekleştirmek, herhangi bir şeyde istediğiniz noktaya gelmek istiyorsanız vazgeçilmez prensiplerinizden biri olmalı.


Yapımız gereği bir çok şeyi sadeleştirmek yerine karmaşıklaştırmayı, tek bir şey yapmak yerine bir çok şeyi aynı anda yapmaya çalışmayı seviyoruz. İşte bu yüzdendir ki bu şekilde davranan insan sayısı çok olduğu için sonuçlarda bu oranda ve her hangi bir şey de başarısız olanların yüzdesi, başarılı olanların yüzdesinden çok daha fazla ki zaten insan beyni yapısı gereği aynı anda 2 işi yapmaya dahi programlı değil.


Ön beynimiz bu anlamda çok güçsüz. Herhangi bir şeyi yaparken bile 5-6 saniyede bir biz farketmesek dahi dikkatimiz dağılabiliyor. Odağımız değişebiliyor.


Durum bu haldeyken bile bir şeyleri karmaşıklaştırmanın daha iyi sonuç getireceğini düşünmek maalesef boş bir beklentiden öteye gidemeyecektir. Ama inanın şuanda yaşadığımız zaman diliminde dikkatimizi dağıtacak, odağımızı bozacak o kadar fazla şey var ki, bir şeye odaklanarak ilerleyebilmek, dikkat dağıtmadan hedefe emin adımlarla yürümekte bir o kadar zor. Hatta bana aynı konuda mesaj atanlarınız oluyor.


Facebook konusunda bu kadar bilgilisin, neden kendin de e-ticaret yapmıyorsun? Neden ürün satmıyorsun? Yada iş ortaklığı yapalım ben üreticiyim sen sat? Aslında bunun cevabı tam olarak odağımı dağıtmadan hedefime doğru ilerleme düşüncesi. Dikkatimi dağıtırsam, hedefimi unutup istediğimi elde edememekle kalmayıp, aynı zamanda ne bu işte ne de e-ticarette başarılı olamayacağım. Bundan adım gibi eminim.


Hedefin ne diye soracak olursan da, uzun vadede ülkemizdeki insanlara, işlerini nasıl internete taşıyabileceklerini, herhangi bir şey satmıyorsa dahi kendi bilgisini internete taşıyarak nasıl başka insanlara yardımcı olabileceğini, aynı zamanda halihazırda internette iş yapıyorsa da nasıl daha iyi noktaya getirebileceğini hatta farklı pazarlara açabilecegini anlatmak. Bu alanda doğru şekilde öncü olmak. Bu sebeple, bildiğim her şeyi eksiksiz aktarmaya çalışıyorum ki, bilgiyi paylaşmanın gücü ile hedefime ulaşabilmiş olayım.


Ama dediğim gibi eğer bu hedefimi unutur ve odağımı dağıtırsam. Herhangi bir alanda istediğimi yapamayacağımı biliyorum. İş hayatına gelince de durum böyle. Bir çok insan işler iyi gitmeye başladığında, iş düzenini daha da karmaşıklaştırmak için bildiğiniz savaş verirler. İşe daha fazla şey eklemeye çalışırlar. Ama aslında tam tersini yapmak gerekli.


Ne ekleyebiliriz yerine ne çıkarabiliriz bunu düşünmek gerekli. İşte bu sebeple, eğer bu anlattığım noktalardan birindeyseniz, lütfen en tepedeki hedefinizi düşünerek, bir şeyler eklemek yerine bir şeyler çıkartmanın üzerine plan yapmaya başlayın. Uzun vadede en faydalı sonucu göreceğinizden emin olabilirsiniz. Ki zaten büyük şirketlere baktığımızda da durum böyle değil mi? Örneğin ben lise dönemimden beri bir Apple kullanıcısıyım. O zamandan beri bu markayı tercih etme nedenlerimden biri sadeliği, kullanım kolaylığı ve o zamanın diğer markalarına göre işleri çok daha basite indirgeyebilmiş olmasıydı.


Tabi o zamanlar bunu bilerek yaptığım bir şey değildi bu ama insan psikolojisi gereği böyle davranıyoruz. Sadeliği veya basit olanı seçmek her zaman için bizim doğamızda var. Son bir iki yıla kadar nasıldı Apple'da durum. Her sene bir model çıkartırdı. Bir iphone 5 birde 5s. Bu kadar. Ekranda tek bir tuş. Olabildiğince kullanıcı deneyimli bir telefon. Sadece şık ve basit. Ama son bir iki yılda artık piyasadaki diğer firmalarla olan rekabetinde, en önemli şeyi olan sadeliği, tek bir şeye odaklanma dürtüsünü bana kalırsa kaybettiği için, artık neredeyse bir kaç ayda bir telefon çıkardığı için, ilerleyen süreçte iphone’un eğrisi aşağıya gitmeye doğru başlayacak.


Hatta ben bile şuandaki telefonumu değiştirirken tekrar bir iphone almayacağım. Çünkü artık bir telefona daha fazla para ödemem için gerekli nedenlere sahip değiller. İşte sizlerde işinizde eğer ki bir şeyleri karmaşıklaştırmak üzerine yol alıyorsanız bu yolun doğru yol olmadığını unutmayın. Tek bir şeye odaklanıp hedefinize giden yolda ilerlerken işleri sadeleştirmeniz, yeni şeyler eklemek yerine bazı şeyleri çıkartmanız gerektiğini unutmayın.


Yada digital pazarlama alanında bildiğiniz gibi bir sürü alan var. Seo, Adwords, internet sitesi yapmak, Facebook reklamları, Linkedin reklamları vesaire vesaire. Bu noktada da yine farkettiyseniz sadece Facebook reklamlarına odaklanmayı ve bu alanda içerik üretmeye devam etmeye özen gösteriyorum. Çünkü her işin uzmanı var zaten, Adwords'te biliyorum, Facebook'ta biliyorum, Seo'da biliyorum, internet sitesi de yaparım demek yerine. Bu işte odaklandığım tek bir şey var. Oda Facebook reklamları demeyi tercih ediyorum. Burada en iyisini sizlere vermeye ve kendim içinde en iyisini yapmaya özen gösteriyorum.


Hatta yüksek ihtimal duymuş olacağınız bir hikayeyi de, söylediklerimi destelemek için anlatmak isterim. Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..


Hoca:

-Getir çocuğu, bir bakalım, demiş. Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına..


Hoca çocuğu süzmüş ve:

-Tamam demiş.. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz. Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve bu hareketi çalışmasını söylemiş.


Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış.. Sonra hocasının yanına gitmiş:

-Bu hareketi ögrendim başka hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormuş.


Hocanın cevabı:

-Çalışmaya devam et olmuş...


2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.. Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış.


Hocanın yanına tekrar gitmiş:


-Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?


- Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..


2 yıl ,3 yıl, 5 yıl derken çocuk judodaki 10. yılını doldurmuş.


Bir gün hocası yanına gelip,


- ''Hazır ol!'' demiş.. "Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!"


Delikanlı şok olmuş. Hem sol kolu yok hem de judo da bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş, ama hocasına saygısından ses çıkarmamış. Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken ikinci ,üçüncü maç, çeyrek, yarı final ve final...


Finalde Delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. Tam bir üstat, delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş.


-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var. Bu kadar bana yeter. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim."


- Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.


Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:


-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım ?


-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir, ikincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!


Yalnızca tek bir şeye odaklanmanın gücünü, bu hikayende anlayabiliriz. Peki siz kendi alanınızda, sizden daha iyisi olmayana kadar çalışmaya devam edebilecek misiniz? Yoksa birçoğu gibi işleri karmaşıklaştırmaya devam mı edeceksiniz?


Tekrar görüşmek üzere.

74 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör