• Ozan Tarık Cepni

KİŞİSEL MARKA OLMAK

Güncelleme tarihi: Nis 24


En son ne zaman bir müşterinizden gerçek bir övgü aldınız? Müşterilerinizden en son ne zaman fiyat ne? Bedeni var mı? Gibi cevaplar yerine, kargonun gelmesi için sabırsızlanıyorum, bende senin gibi başarılı bir girişimci olmak istiyorum gibi yanıtlar aldınız?


Ben Ozan Tarık Çepni. Bu videoda özellikle sosyal medyada, değişen bir olgunun üzerine konuşmak istiyorum. Kişisel Marka Olabilmek. Evet, ürün satmak veya konsepti satmak. Unutmayın her zaman etkili hikayeler kazanır. Bildiğiniz gibi daha önce bu konu hakkında da bir video yapmıştık. Peki neden sadece ürün değil de bir konsepti bir hikayeyi satan firmalar genelde daha başarılı olur? Buna kısaca üç kelimeyle cevap verebiliriz. Vizyon, misyon ve prensipler. Daha şirketi kurmadan önce belirlemeniz gereken 3 ana başlıktır bu. Hemen şimdi videonun geri kalanını izlemeden önce bu soruya bir yanıt verin. Şirketinizin vizyonu, misyonu ve prensipleri belli mi? Eğer değilse videonun geri kalanını izlemenize gerek yok. Zaten sadece ürün satıyorsunuz demektir. İzleseniz dahi yine yapmakta olduğunuz şeyi yapmaya devam edeceksiniz.


Reklamcılığın dili değişiyor arkadaşlar, ne rekabet 4-5 sene önceki gibi çok daha az. Nede internet girişimciliğinin maliyetleri 4-5 sene önceki kadar düşük. Bu sebeple klişe işleri, herkesin yaptığını herkesin yaptığı şekilde yapmaya devam ederseniz üzülerek söylüyorum ki yeni başlamakta olan girişiminiz maalesef hayatta kalamayacak. Bu videoyu çekmek istedim çünkü, özellikle haziran ayındaki pandemi sonrası açılıştan sonra mayıs ayındaki e ticaretin çok büyük pik yapması, neredeyse mayıs ayında satışına devam eden her şirketin cirolarını 3-4 e katlaması her zaman olduğu yine herkesi çok iştahlandırdı. E-ticarete giren girmek isteyen kişi sayısı çok fazla arttı. Ne olacak canım, buluruz bir toptancı, açarız bir İnstagram hesabı, basarız reklamı gelsin satışlar. Evet gelir satışlar gelmesine de. Nereye kadar?


E-ticarette de çok para varmış baksana tüm dükkanlar kapalıyken adamlar parayı kırdı algısından bir başladı furya, aldı basını gidiyor. Hatırlarsanız bunun örneklerini çok yaşıyoruz Türkiye'de. Bir şeyin normalin üstünde para kazandırdığını gördüğümüz zaman, herkesin bir anda oraya atladığını maalesef çokça görüyoruz. Lokmacılar, çiğköfteciler yada biraz daha abartayım çiftlik bank örneğinde gördüğümüz gibi. İşte bu sebeple ülkemizden dünya markaları çıkamıyor bence. Herkes öncelikle sevdiği ve iyi olduğu işte devam etmek yerine, daha çok para kazandıran işler peşinde koşmaya devam ediyor maalesef. Bunun böyle olmasını gerçekten hiç istemiyorum. Bu kanaldaki videoları paylaşırken ki en büyük hedeflerimden biride aslında küçük işletmelerin veya yeni girişimlerin kendi pazarlamalarını en doğru şekilde büyütebilmelerini sağlamaya çalışmak. Çünkü bir şirket yeni kurulduğunda pazarlama departmanı gibi bir şey olamıyor maalesef. Yada olsa dahi en kaliteli kadrolar içerisinde olamıyor. Hal böyle olunca da şirketlerin hayat süreleri çokta uzun olamıyor.

Şimdi gelelim bu girdaptan nasıl çıkabileceğimize? Videonun en başında da söylediğimiz gibi, kişisel marka olarak.


Bunu sadece bir kişinin markanızı temsil etmesi ve ekran yüzü olması olarak algılamayın. Sadece şunu söylemek istiyorum. Ürünlerinizi alan insanlara sadece ürünü değil, kendi şirket vizyonunuzu veya hayat vizyonunuzu da yansıtın. Eğer bunu başaramayıp sadece ürün satan bir firma haline dönüşürseniz veya en basından işe bu şekilde başlarsanız, artan rekabet ortamında nasıl insanların hali hazırda alışveriş yaptığı güvendiği firmayı değiştirmesini sağlayıp sürekli müşteriniz haline getirmeyi başarabilirsiniz ki? Özellikle İnstagram üzerinden satışlar 4-5 sene önce ilk patlamaya başladığı zamanlarda, ürüne ulaşabilen, bunu resim olarak sergileyebilen, normal mağazalara göre de uygun fiyat verebilen firmalar çok güzel satışlar yapabiliyordu. Yani kısacası az önce söylediğimiz gibi bul ürünü çek fotoğrafı yap reklamı yap ciroyu şeklinde bir döngü vardı diyebilirim.

Ama artık durum bu şekilde diyemeyiz. Çok daha özenli olmak ve insanlara sizden alışveriş yapmaları için sebepler vermek zorundasınız. Bu sebepte sadece ürün noktasında değil markanızın yansıttığı değerler noktasında da olmalı. Yani kısaca eğer sattığınız üründe tekel değilseniz müşterilerinizle duygusal bağ kurmalısınız ki tekrar tekrar gelip sizden satın almayı tercih etsinler. Hatta ürünlerde en düşük fiyatı vermeseniz dahi. Hatta ve hatta en düşük fiyatı vermediğinizde de satışlarınız azalmıyorsa desek daha doğru olur.

Bunun içinde pazarlamaya önem vermek zorundasınız, bu söylediğimi reklamla yapabilmeniz mümkün değil. Evet reklam bu söylediklerimi yapmak için bir araç. Ama asıl olan arka planda çalıştığınız pazarlama çalışmaları. Whatsapp'ta müşterinize cevap veren kişiden, kargonun içeriğine, sitenizdeki sizi anlatan yazılardan, İnstagram'da paylaştığınız hikayelere kadar her noktada bir bütünü kapsayan stratejiler oluşturamadığınız sürece maalesef sadece ürünü satmaktan öteye geçemeyeceksiniz. Burada anlatmak isteğim şu değil, Bak bu işin kuralı şu şu şu. Herkes bunu uygulasın. Herkeste kesinlikle başarılı olur. MAALESEF. Zaten öyle olsa çokta bir anlamı kalmazdı değil mi? Unutmayın az olan değerlidir. Bu sebeple kendi markanızın kendine ait sesini zaman içinde her noktada özenli çalışarak kendiniz bulmak zorundasınız. Markanızı eğer bir kişilik olarak görürseniz ve markanın ekibindeki siz dahil herkesi o markanın çalışanları olarak görürseniz bu söylediğimi çok daha rahat yapabilme imkanına sahip olacaksınız. Dediğim gibi kiminin görevi paket hazırlamak sizin göreviniz kararları almak diğerinin görevi insanlara cevap vermek. Bu noktada söylemek istediğim bir şey daha var. Yukarıda da belirttiğimiz gibi eğer ki markanızda herhangi bir şeyde ilk olmayı başaramadıysanız ivmeli büyümeyi başarabilmeniz zor. Ama şunu unutmayın. Her zaman herhangi bir konuda bir ilki başaramamış olabilirsiniz ama o konunun farklı bir dalında bir ilki gerçekleştirme imkanına daima sahipsiniz. Örneğin Atlantis okyanusunu ilk geçen kişinin ismini her yerde bulabilirsiniz. Kitaplarda Google'da her yerde ilk geçen kişinin ismi yazar. Charles Lindberg. 1927 yılında tek başına ilk kez Atlantik okyanusunu başarıyla geçen kişi. Peki ya ikinci geçen kişinin ismi ne? Araştırsanız dahi bu ismi bulmanız daha zor. Ama oysaki ilk kez geçen kişiye göre çok daha hızlı ve daha az yakıt kullanarak geçmiş, yani çok daha başarılı bir uçuşa imza atmış. Ama kimse onu tanımıyor, haber sitelerinde kitaplarda onun ismi geçmiyor. E ama daha başarılı bir uçuşa imza atmıştı? Peki acaba Atlantis okyanusunu tek başına geçen 3. kişi kim? Amelia Earhart. Onunda ismi her yerde yazar. Peki neden?


Çünkü Atlantis okyanusunu tek başına geçen ilk kadındır kendisi.

Bir sonraki videoda tekrar görüşmek üzere.


- ozantarık

42 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

FOCUS